40YXSnI. Seyyid Ahmet Er Rufai Hazretlerinin Duası Seyyid Ahmed Er Rufai Çok güzel anlamlı duası Bismillahirrahmanirrahim Elif Lam Mîm, O kitap Kur’an; onda asla şüphe yoktur. O, müttakîler sakınanlar için bir yol göstericidir. Onlar gayba inanırlar, namaz kılarlar, kendilerine verdiğimiz mallardan Allah yolunda harcarlar. Yine onlar, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler; ahiret gününe de kesinkes inanırlar. İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler de ancak onlardır. Bakara 1-5 Bir olan, ortağı olmayan Allah’tan başka ilah yoktur. Mülk O’ nundur. Hamd onundur. O her şeye kadirdir. Ey Allah’ım! Ey Hayy, Ey Kayyûm olan! Ey Celal ve İkram sahibi! Senden, yarattıklarına emanet ettiğin esrarın hürmetine istiyorum. Arşının izzeti, zatının kudsiyeti kudsiyetin, yüzünün nûru nurun, İlminin tamamı, kıymetinin sonsuzluğu, kudretinin zenginliği rahmetinin enginliği, şükrünün hakkı, İradenin gücü ve zatının azameti hürmetine istiyorum. Bütün sıfatların,bütün isimlerin, sırrının gizemi, gizeminin güzelliği ve iyiliğinin bereketi hürmetine istiyorum. Minnetinin kemali, cömertliğinin feyzi, gazabının kahrediciliği, rahmetinin ona baskın gelişi, sözlerinin sayısı, şerefinin inayeti ve gücünün yüceliği hürmetine istiyorum. Tekliğinin eşsizliği, birliğinin tevhidi, bekanın devamlılığı, kudsiyetinin ebedîliği, rubûbiyetinin ezelîliği ve büyüklüğünün azameti hürmetine istiyorum. Celalin hürmetine istiyorum Allah’ım Cemalin, kemalin, ikramın, efalinin yüceliği, uluhiyetinin önderliği, Azametin, merhametin ve minnetin hürmetine istiyorum, Allah’ım. Şefkatin, lütfun, hayrın, ihsanın hürmetine istiyorum. Senin hürmetine Ya Rab! İmdadınla, senden yardım istiyorum. Senden, her türlü gamdan, kederden, sıkıntıdan bir ferahlık; ve her türlü beladan, şiddetten, darlıktan bir kurtuluş bahşetmeni diliyorum. Zamanlarımı seninle bayındır kıl, sırlarımı muhabbetinle aydınlat, gözümü, lütfünun izlerini görmekle aydınlık eyle, basîretimi yakınlığının nurlarının parıltılarıyla aydınlanmış ve delil kıl. Kaf- ha- ya- ayn- sad -hakkı için,Ha- mîm- ayn- sîn- kaf” hakkı için, Ta-ha” , “Ta sîn”, “ Sad”, “Ya-sîn”, “Elif -lam-ra”, “Elif -lam-mîm, “Nûn”, “Ha-mîm”, “Ta-sîn-mîm” hakkı için. “ Kur’an-i Azim’in sırrı hürmetine,” “Ey Alî, Ey Azîm, Ey Rahman, Ey Rahim, Ey Berr, Ey Kerî, Ey Evvel, Ey Kadîm. “ Allah’ım! Ey itaatime ihtiyacı olmayan ve isyanımın zarar veremediği, İhtiyacın olmayan amellerimi kabul buyur. Sana zarar veremeyen günahlarımı bağışla. Allah’ın adıyla, o bize yeter, Allah’tan başka hiçbir güç ve kudret yoktur. Allah’ın adıyla, ki yerde ve gökteki hiçbir şey ona rağmen zarar veremez. O işitendir, bilendir.“ Musa içinde bir korku hissetti. “Korkma, sen muhakkak daha üstünsün” dedik.” Taha, 67 –68 Ya Allah! Ya Allah! Ya Allah! Allah’a güvendim. Başarım ancak Allah’tandır. “Allah, O’ndan başka ilah yoktur; O, Hayydir, Kayyûmdur. Kendisine ne uyku gelir ne deuyuklama. Göklerde ve yerdekilerin hepsi O’nundur. İzni olmadan O’nun katında kim şefaat edebilir? O, kullarının yaptıklarını ve yapacaklarını bilir. O’na hiçbir şey gizli kalmaz. O’nun bildirdiklerinin dışında insanlar O’nun ilminden hiçbir şeyi tam olarak bilemezler. O’nun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O, yücedir, büyüktür.” Bakara, 255 Ey mülkünde faniliği ve zevali olmayan! Lütfunla yetiş bana. Zira ben zayıfım, sensin Kavî. 2 Ben fakirim, sensin Ganî. Ben mağlubum, sensin Galib. Ben acizim, sensin her şeye Kadîr. “Bana kafidir Allah, Ondan başka yok ilah. O’na güvendim, O’dur arş-ı azimin rabbi.”Tevbe, 129 Allah bana yeter, O ne güzel dosttur. Ey Allah’ım! Tüm işlerimizde akıbetimizi hayreyle, Bizi dünyanın belasından ve ahiretin azabından kurtar. Şerri olan her kötüden, “Perçeminden tuttuğun” Hud, 56 tüm canlıların şerrinden, zatının celaline sığınırım Allah’ın, kutsiyetinin cemaline sığınırım. Ey Allah’ım! Senden selamet ve saadet istiyorum. Dünya yurdunun güzel sonunu, hayırlıların dostluğunu, iyilerin sevgisini, ve cehennemden kurtuluşu istiyorum. Ey Allah’ım! Uyku girmez gözlerinle koru beni, haksızlığı olmayan kuşatmanla kuşat beni. Bana olan kudretinle merhamet et bana, ki ümîdim senken ben helak olmam. Bana lutfettiğin nice nimetlerin var ki onlara layıkıyla şükredemedim, beni imtihan ettiğin nice belaların var ki onlara da hakkı ile sabredemedim. Ey layıkıyla şükredemediğim nimetlerinden dolayı beni mahrum etmeyen, Ey hakkıyla sabredemediğim imtihanlarından dolayı beni utandırmayan, Ey hatalarımla görüp de beni rüsvay eylemeyen, Senden, İbrahim’e ve İbrahim salat ettiğin, bereket verdiğin ve merhamet ettiğin gibi, Muhammed’e ve Muhammed ailesine de salat eylemeni istiyorum. Şüphesiz sen hamd edilmeye layık ve en şerefli olansın. Ey Allah’ım! Dinim konusunda, dünyamda bana yardım et, ahiretime takvamla yardım et. Uzak kaldığım, bilmediğim şeylerden koru beni. Huzuruna getirdiklerimle baş başa bırakma beni. Ey günahlardan zarar görmeyen, mağfiretin noksanlaştırmadığı, Seni noksanlaştırmayanı bana ver, sana zarar vermeyen günahlarımı bağışla. Ey Allah’ım! Senden yakın bir kurtuluş ve sabr-ı cemîl istiyorum. Her beladan afiyet, afiyette devamlılık istiyorum. İnsanlara muhtaç olmamayı diliyorum Sen’den. Her türlü şerdenselamet diliyorum. Alî ve Azîm olan Allah’tan başka hiçbir güç ve kuvvet yoktur. Ey Allah’ım! Ey kederleri açan, gamları gideren, darda kalmışların davetine icabet eden, dünya ve ahiretin Rahmanı ve bu ikisinin Rahim olanı, bana merhameti Sen edersin, başkasının merhametine muhtaç bırakmayacak şekilde bana merhamet eyle. Ey Allah’ım! Ban dokunan her kederden bir kurtuluş ve çıkış ver bana. Ummadığım yerden beni rızıklandır. Ey ölümü geçen ölümün yetişemediği! Ey sesleri işiten seslerin gizlenemediği! Ey öldükten sonra kemikleri giydiren! Muhammed’e s . ve Muhammed ailesine salat eyle. İşimde bana bir ferahlık ve çıkış ver. Zira Sen bilirsin, ben bilemem. Sen Kadîr’sin ben aciz. Ve Sensin gaybları bilen. Ya Allah! Ya Allah! Ey Rahman! Ey Rahîm! Ey T evvab! Ey Celal ve İkram sahibi! Ey imdad dileyenlerin kurtarıcısı! Ey darda kalanların duasına icabet eden! Yüzümü sana döndüm, pişman ve içten olarak sana güvendim, ihtiyacımı, huzurunda titreyerek, ancak sana arz ederim. Ey Allah’ım! Ahdimi ahdine kat. Beni salihlere ekle, celalinle destekle. Muttakî kullarından kıl beni. Senin hürmetine Allah’ım, yüzümü yalnız senin yönüne çevir. Kalbim ancak Sen’in kapına vurgun. Beni sevdiklerine ve dost ehline yakınlaştır, münkir düşmanlarının dostluğundan koru. Beni Marifet-i Muhammedi’nin hakikatine erdir, Sıfat-ı Mustafaviyye ile ziynetlendir. Dilimi şükrünle döndür. Nutkumu ve kalbimi zikrinle işlet. “ilyasgillere selam.” Saffat,181 “Ya Rabbî, bu dert bana iyice dokundu. Sen merhametlilerinen merhametli olanısın” Enbiya, 83 “Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum.” “Bunun üzerine onun duasını kabul ettik ve onu kederden kurtardık. İşte biz müminleri böyle kurtarırız.” Enbiya, 87-88 Ey Allah’ım! Sırrımı, aşikarımı ve başıma geleni şüphesiz Sen bilirsin. Senden başka hiçbir güç ve kuvvet yoktur. Ey Allah, Ey Alî, Ey Azîm! Bana keder vereni benden gider. Lütfunla işimi gözet. Rahmetin ve kereminle bana yetiş. Şüphesiz sen her şeye kadirsin. Ey Allah’ım! Ey her şikayetin muhatabı! Ey fısıltıyı dahi işiten! Ey her belayı def eden! Ey her gizliyi bilen! Ey her sıkıntıyı bertaraf eden! Ey İbrahim’e imdad eyleyen! Ey Musa’yı kurtaran! Ey İsa’yı katına yükselten ve ey Muhammed’i seçen. Ey Allah’ım! Peygamberlerinin efendisine, resullerinin ekremine, Habîbine, nebîne, elçine,Efendimiz Muhammed’e aline ve ashabına salat kabul eyle. Zira ben,en fakir halimle sana yalvarıyorum, güçsüzlüğümle, çaresizliğimle, hatta garîb,itik,bulunduğu halden yalnız senin kurtarabileceğini bilen darda kalmışın yakarışıyla sana yalvarıyorum. Ey Erhame’r-Rahimin, bana merhamet et. Ey meded isteyenlere çokça imdad eyleyen, bana da imdad gelen kederden beni kurtar. Beni kuşatan gamdan koru beni. Lutfet bana Ey Latîf! Ey Rahîm!Ey isteyenlerin istediklerine sahip olan! İsteyemeyenlerin gönüllerini bilen, imdadınla bana yetiş. Ey her isteğe, katında amade bir makam, ve mesul bir cevab olan, Ey her seslenene, katında kapsamlı ve deruni bir ilim olan, Senin vaadlerin haktır. Nimetlerin bereketli ve geniştir. Ehli olduğunu bana yaptır, Ehli olduğumu bana yaptırtma. Çünkü sakınılmaya layık olan da Sen’sin, mağfiret sahibi olan da. “Allah, kesin olarak bildirdi ki kendisinden başka yoktur ilah” al-i İmran, 18 Ey Allah’ım! Kudsiyetinin nûruna sığınırım. Her türlü hastalıktan, afetten, hayırla gelenin dışında cinnî ve insî her gelenden, affediciliğinin bereketine, celalinin azametine sığınırım, Ey Erhame’r-Rahimin. Ey Allah’ım! Korunmadan önce sensin korunağım, sığınmadan önce sensin sığınağım. Ey Firavun askerlerinin huzurunda boyun eğdiği! Ey zorbaların zirvelerinin önünde eğildiği! Ey göklerin ve yerin kilitleri elinde olan. Ey Allah’ım, zikrin benim şiarım ve kaftanım, rahmetinin gölgesinde uykum ve kararım, sanadır her vahimden firarım, sayenledir her krizden intisarım, sanadır itimadım, ve kudsiyetinin kereminedir istinadım. Şehadet ederim ki yoktur senden başka ilah, muhafız çadırlarına al beni, ağır gelen kederlerimden beni koru, senin hürmetine Ey Rahman! Ey Rahim!. Vahid ve Ehad isminle istiyorum Allah’ım, Ferd ve Samed isminle yalvarıyorum, Azim ve Vitr isimlerini vesile ediniyorum Allah’ım, senin kudsiyetinin nûru, kainatın her köşesini masiva korkusunun tozları, evhamımın gönlüne karışmasın,ve masiva umutlarının izleri,fikrimin yelkenine değmesin diye geceleyin içine düştüğüm, sabahleyin içinde kalktığım şeyden beni kurtardın. Azabından ve ikabından beni kurtar Allah’ım, Leyl-ü neharımda, nevm ü kararımda beni koru Allah’ tazimle, arşının mükemmelliğini yücelterek diyorum ki senden başka yoktur ilah. Ey Allah’ım! Sav benden kullarının şerrini. Hıfzına, inayetine, emniyet ve sıyanet otağına al beni. Lütfuna, keremine ve ihsanına beni hissedar eyle. Ey Allah’ım! Hamdinle seni tesbih ederim, ismin kutsaldır senin, gücün yücedir. Ey Allah’ım! Ey işlerin felaketini gideren! Kederlerin güçlüğünü gideren, Ey büyük sıkıntıdan kurtaran! ve ey bir şeyin olmasını dilediğinde kendisine “Kün fe yekun”un yeterli geldiği. Ey Rabb! Ey Rabbim! Günah saldırıları zayıf kulunu kuşattı. Onlara ve her türlü şiddete engel olan sensin. Senden başka ilah yoktur. Yetiş! Yetiş! Merhamet! Merhamet! İnayet! İnayet! Kulun elçin, efendimiz Muhammed’e ve aline salat et. Tüm işlerimde bana ve müslümanlara lutfet. Allah’ım, efendimiz Muhammed ümmetini koru! Allah’ım, Efendimiz Muhammed ümmetine merhamet eyle! Allah’ım, efendimiz Muhammed ümmetini ıslah et! Allah’ım, Efendimiz Muhammed ümmetini kurtar! Ey Allah’ım! Beni, mahlukata ümit bağlayanlardan eyleme, onlara güvenenlerden eyleme, Allah Rızası İçin iki Rekat Hacet Namaz kılınır 70 kere “Ya Allah,Ya Rahman,Ya Rahîm,Ya Kaviyyü,Ya Kadir.” Ardından 41 kere“Bismillahirrahmanirrahim. Ya kadiru ya zahiri ya batınü ya Latiyfüya habîru kavlihül hakku ve lehül mülkü yevme yünfehu fissûri alimül ğaybi veşşehadeti ve hüvel hakimül habir.” 7 defa ’’Zekiyyün,Habîrün,Zahîrün,Sabitün,Şekûrün,Cebbarün,Ferdün.’’ Arkasından 11 kere Allahu,Hû,Melik'ün,Semîun,Kadir'ün,Kerim'ün,Halim'ün,Latîf'ün,Alîm'ün,Muîn'ün,Sadık'un Ve eller açılıp dua’ya edilir; Bismillahir-rahmanir-rahim 4 Elhamdülillahi rabbil alemîn, Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihî ve sahbihi ve sellim, Ferdün,Hayyün,kayyûmün,Hakemün,Adlün,kuddûsün. Ya Mahmud, Ya Aliyyü'l-a'la Ya Fatır, Ya Muhsin, Ya Minkel ihsan, ALLAH’ım senden Bismillahirrahmanir-rahim isminin hürmetine istiyorum. ALLAH’ım, ve ali Muhammed’in hakkı için,Ya Rabbim, Ya Erhamer’rahimin, Ya Erhamer’rahimin, Ya Erhamer’rahimin, Ne isteği varsa dua istek ve hacet istenir . SIRLI HARFLERi. Bismillahir-rahmanir-rahim. Allahümme ya rabbel erbab. Elif-Lam-Mim -Elif-Lam-Mim -Elim-Lam-Mim-Sad -Elif-Lam-Ra Elif-Lam-Ra Elif-Lam-Ra Elif-Lam-Mim-R Elif-Lam-Ra- Elif-Lam-Ra- Kef-Ha-Ya-Ayn-Sad-Ta- Ha-Ta-Sin-Mim-Ta-Sin-Ta-Sin-Mim-Elif-Lam-Mim- Elif-Lam-Mim- Elif-Lam-Mim-Elif-Lam-Mim-Ya-Sin- Sad- Ha-Mim- Ha-Mim- Ha-Mim-Ayn-Sin-Kaf -Ha-Mim- Ha-Mim- Ha-Mim- Ha-Mim- Kaf - Nun . Hz. Süleyman Duası. Bismillahir-rahmanir-rahim. ALLAH’ım Ancak senin nurunla hidayet buldum, ancak senin lütfunla ihtiyaçlarımdan kurtuldum, ancak senin nimetinle sabahladım ve akşama çıktım. İşte günahlarım senin huzurunda durmaktadır, senden mağfiret talep ederim ve sana tövbe ederim. Elif,Lam,Mim Allah’u la ilahe illa hüvel hayyül kayyum , La ilahe illa ente ya Hannan ya Mennan, Ya Bedies-semavati vel ardı, Ya Zel Celal-i vel ikram. Ya Erhamerrahimin, YaErhamerrahimin, Ya Erhamerrahimin, Beni bu sıkıntılardan kurtar. Senin verdiğini hiçbir kimse durduramaz ve Senin engellediğini hiçbir kimse yüceliğine karşı hiçbir yücenin yüceliği kendisine bir fayda kazandırmaz.”Güç ve kuvvet, sadece Yüce ve Büyük olan Allah’ın yardımıyla elde edilir.” ism-i Azam Duasi.; Allahümme innî ed'ûkellah ve ed'ûker-rahman ve ed'ûkel berrerrahîm ve ed'ûke biesmaikelhusna külleha ma alimetü minha ve ma lem a'lem entagfirelî ve terhameni, ism-i Azam Duasi.; Bismillahir-rahmanir-rahim 4 kere’ Elhamdülillahi rabbil alemin.’’ Elif Lam Mîm Allahü la ilahe illa hüvel hayyül kayyum, La ilahe illa ente Ya Hannan Ya Mennan, Ya Bedi-es semavati vel-ardı Zel Celal-i vel-ikram, Allahümme inni es'eluke bismike'l- a'zam ve rıdvanıke'l-ekber. Es’elüke bismikel a'lel eazzil ecellil ekram. Ve ilahüküm ilahün vahid, La ilahe illa hüver-rahmanür-rahîm, Allahu Rahman-ur Rahîm, Allahu la ilahe illa HU, Ya HU, Ya’men HU, la ilahe illa HU vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azîm. İstediği dua, Hacet ve istek istenir Ya Erhame’r -rahimin, Ya Erhame’r -rahimin, Ya Erhame’r -rahimin. Sen Celil olan Rabbimsin ve adın Cemil’dir, ben de zelil olan kulum ve adım da feyzioğlu ümit’dir acı bana beni annemi babamı kardeşlerimi eşimi ve evlatlarımı ve sana iman etmiş tüm kullarını affetip bağışla bizi inşallah.
Ahmed er-Rifâi 1118 – 1182, 12. yüzyılda yaşamış din bilgini ve Rufâilik tarikatının kurucusu. 1118'de Irak'ta Bağdat ile Basra arasında yer alan Ümmü Abide köyünde dünyaya gelmiştir. Yedi yaşında iken babası vefat edince tahsil ve terbiyesini dayısı ve mürşidi Şeyh Mansur Batahi er Rufai hazretlerinin türbesi nerede?TÜRBESİ BAĞDAT'TA Ahmed er-Rifâî, şiddetli bir ishal hastalığı sonunda 23 Eylül 1182 yılında vefat etti. Türbesi Bağdat'ın güneyinde Vâsıt tarikatı ehli sünnet midir?seyyid ahmed er rufai hazretlerinin kurmuş olduğu, kendilerine resul-ü ekrem muhammed aleyhisselam'ın sünneti ile kur'an-ı hakim'i rehber alan,ehl-i sünnet mezhebi içinde,erkan-ı aleviyye ve zikr-i cehri üzere süre gelen bir tarikatı şeyhi kimdir?İlk sufi tarikatlardan biri olan Rüfâiyye'nin kurucusu, asıl ismi Ahmed bin Ali el-Mekki bin Yahya olan, Ahmed er-Rüfâi'dir. Aktab-ı Erbaa'dan Dört Kutup biri sayılan Ahmed er-Rüfâi'nin tarikat silsilesi Ali'ye Rifai mezarı nerede?Soyadı Kanunu gereği Büyükaksoy soyadını alan Ken'an Rifâî, 7 Temmuz 1950 tarihinde vefat etti. Cenazesi Merkez Efendi Camii avlusunda şadırvanla kabristan duvarı arasındaki bölüme Alemeyn ne demek?Kerametleri saymakla bitmeyecek Seyyid Ahmed er-Rifai'nin bir lakabı “Ebü'l Alemeyn” olup, çift sancak sahibidir. … Rifai sancağı siyah ve beyaz, iki renklidir; beyaz nuraniyeti, temizliği temsil ederken siyah ise kusurların üzerini örtmeyi temsil Alevi mi?Kadirilik özellikle Rumeli'de Alevi bir hale bürünmüştür. Bugün de genelde Alevi kitlelerine Gülü anlamı nedir?rufai gülü ise bir semah ismidir ve bu ismi kızgın pirinçten alır. ucu dövülmüş bir demiri veya pirinçi ateşte kızartılır ve bu kızgın demirin ismi rufai gülüdür. … rufai tarikatının bayram ve kandil selamlaşmaları canlılık taşır.
Onbir ayın Sultanı Ramazan’da, Sultan’ül Evliya Rifai Hazretleri’ni anmakla bahtiyarım bugün; Sultanlar arasında… Seyyid Ahmed’inks gelmiş geçmiş ulular, pirler arasındaki müstesna yeri belli ki Sultanlar Sultanı Peygamberimiz Muhammed Mustafasav Efendimize muhabbette, sünnetine bağlılıkta en ön safta yer alışındandır. İslam aleminde tevatür derecesinde meşhur olan şu hadise bu yakınlığa delil kabul edilebilir;Rifai Hazretleri 1160 yılındademek 41 yaşında iken ilk hac vazifesini yerine getirdikten sonra, büyük dedesi olan Resulullah’ınsav kabrini ziyarete gitmişti. Medine’ye yaklaşırken ayakkabılarını çıkarıp Ravza’ya kadar yoluna yalınayak devam etti. bu hal üzere Efendimiz’insav kabri önüne vardıkta kıbleye dönerek; “Esselamü aleyke ya ceddi” diye selam verdi ve diz çökerek şu beyiti okudu; “Uzakta iken ruhumu elçi yolluyordum, Toprağını öpsün diye vekil tayin ediyordum, Şimdi ise huzurunda hazır bekliyorum, Uzatıver elini, dudaklarım yansın istiyorum”.. Akabinde binlerce hacının gözleri önünde Resulullah’ın “Aleykümselam ya veledi” cevabıyla beraber mübarek eli de nurani bir şekilde kabirden dışarı uzanmış ve Ahmed er-Rifai bu eli öpmüştür. Şahitler içinde Geylani Hazretleriks başta olmak üzere evliyadan ve ulemadan pek çok zat vardı ve vaktin ileri gelen tarihçileri de bunu aktarırlar. Nitekim halkın arasında müthiş bir cezbe hali meydana gelmiş, olağanüstü haller görülmüş, Rifai Hazretleri de bu hallerin yolundan gelenlere miras kalmasını niyaz ederek, müthiş bir tevazuyla kerametin kendinden kaynaklanmadığını nefsihana ispat için olsa gerek Mescid-i Nebevi’nin kapı eşiğine boylu boyunca uzanarak namaza girenlerin üzerine basıp girmelerini istemiştir. Rifailiğin alamet-i farikası diyebileceğimiz “burhan”ınispat, delil göstermek en büyüğü aslında bu hal olup, bu yolun düsturu da yolun Pirinin tüm üstün hallerine galebe çaldığı anlaşılan bu tevazu, alçakgönüllülüktür.. Kadiri yolunun Piri Geylani Hazretleri’nin, için; “Sahabe-i Kiram, müçtehidin dışında tabakat-ı evliyadan hiç kimse Ahmed er Rifai’nin makamına vasıl olamamıştır” dediği rivayet edilir. Rifai Hazretleri’nin, yakın dost ve akraba olduğu Gavs’ül Azam Abdülkadir Geylani Hazretleri ile birlikte, zaman içinde geniş kitleleri etkileyecek olan kurumsallaşmış Tasavvuf ekollerinin ilk büyük kurucu öncüleri oldukları söylenebilir. Keza genel kabul Rifai, Geylani, Bedevi ve Dusuki Hazretleri’ninhepsine selam olsun Tarikat-ı Aliye’nin dört kutbu oldukları saymakla bitmeyecek Seyyid Ahmed er-Rifai’nin bir lakabı “Ebü’l Alemeyn” olup, çift sancak sahibidir. Bunu iki kez “Gavs”lıkla şereflendirilmesi ve iki cihan Sultanı olması ile açıklamak mümkün. Rifai sancağı siyah ve beyaz, iki renklidir; beyaz nuraniyeti, temizliği temsil ederken siyah ise kusurların üzerini örtmeyi temsil eder. Gece ve gündüz gibi.. “Ebü’l Ureyca”, “sakat kızın babası” olarak anılması da bilhassa hastalara, sakatlara sahip çıkması, adeta babalık etmesine işaret eder. Fakirlerin, gariplerin koruyucusu olmuştur. Yaşamını sürdürdüğü Ümmüabide köyündeBağdat ile Basra arasında dergah olarak tahsis ettiği ata yadigarı konağında her gün dervişleriyle beraber yüzlerce kişiye sofra açar, bizzat hizmetlerinde bulunur, kendisi ise çoğu zaman kalan sofra artıklarıyla beslenirmiş. Mahallenin uyuz köpeklerini tedavi etmesi, bakması, hayvan dostu olmasıyla da bilinirdi..Seyyid Ahmedks ilimde de zamanının en ileri şahsiyetlerindendi. Yedi yaşında Kuran’ı hatmetmiş, İslami ilimlerde kemali bulduktan sonra Tasavvuf ilmide yükselmiştir. Hocalarından Vasıti Hazretleri’nin “Herkes hocasıyla övünür, ben talebem Rifai ile övünürüm” dediği bilinir. Tarikatı alışının beş biatte olduğu rivayet edilse de ilk biatini aldığı dayısı Şeyh Mansur Betaihi Hazretleri’nin ondaki yeri ayrıdır ve onu hep sitayişle anardıselam olsun.Yetiştirdiği onlarca halife dışında daha sonra Mahmud Hayrani, dolayısıyla Nasreddin Hoca, Sarı Saltuk ve dolayısıyla Tapduk Emre’den Yunus Emre, ayrıca Selahaddin Eyyubi gibi bir komutanı ortaya çıkaran Nureddin Zengi gibi İslam tarihinde önemli rol oynayan pek çok şahsiyetin bu ulu Pir’den nasip aldığı söylenmektedir. Pir Seyyid Ahmet Hazretleri’nin erkanı gibi tasarrufu da halen devam etmektedir. Yakın tarihimizde Han’ın hocası Ebu’l Hüda es-Sayyadi Hazretleri, Sivas Kongresi’nin düzenlenmesine önayak olan Abdullah el Haşimi Hazretleri, Kenan Rifai Hazretleri sayabileceğimiz bir kaç isim..Kendisinden “Ahmetçik” diye bahseten bu yüce şahsiyete haset eden çevrelerden, ulemadan pek çok saldırı olmuş, Hazret asla öfkelenmemiş, hatta aralarına girip çıktıktan sonra soran dervişana “aralarında en edna kendimi gördüm” diyebilmiştir. Ona hakaretler içeren nice mektuplar yazan kimselere hep kibarlıkla cevap vermiş, “az bile söylediniz, Ahmetçik ancak sizlerin aciz hizmetkarınızdır, ne yapayım ki yüce Allah beni böyle yaratmış” mealinde yanıtlarını müteakiben, izan sahibi olanları pes etmiş, pişmanlıkla özür dilemiş, niceleri talebesi olmak üzere kendisine gelmişlerdir. Nefsine yönelik eziyetlere sabırla, tevazuyla katlanır, Hakk’a, Hak dostlarına, yoluna yönelik saldırılara karşı ise korkusuzca ve mertçe taviz vermeden durudu. Her toplumda olduğu gibi toplumumuzda da bu hal üzere kimselerin artmasına, bizlere referans noktası olacak, gönül açan, umut saçan böylesi şahsiyetlere ne de çok ihtiyacımız var!Elbette bir makalenin kısıtlı imkanları içinde bu Koca Sultanı hakkettiği gibi anlatabilmekten aciziz. Gönlünün genişliği malum olduğundan, affına sığınmakla bir miktar rahat buluyoruz. Öyleyse bu yazıyı da Hazret’in güzel sözlerinden birkaçını sizlerle paylaşarak -haftaya devam etmek üzere- böylece sırlayalım; “Aşk bir av aletidir. Cenab-ı Hak onunla sevgi ve vefa sahiplerini avlar”“Bir bilgiden fayda gördüğünüz vakit onu insanlara öğretiniz ki onlar da faydalansınlar. Böylece eseriniz dünya ve ahirette görünmüş olsun”“İnsana zarar veren ve kendi zararının başkasına yüklenmesini, sözlerine ve işlerine güvenilmesini isteyen ve baş olma peşinde olan bir kimseyi görürseniz, ondan sakınınız ve o gibilerle haşır neşir olmayınız ki size onlardan zarar gelmesin!”“Muhabbet kalpte biten dallar gibi olup, akıllar ölçüsünde meyve verir”“Kalp düzelirse vahyin, sırların, nurların ve meleklerin ineceği yer olur. Kalp bozulursa zulüm ve şeytanların indiği yer olur. Kalp iyileşirse arkanda ve önünde olanı sana haber verir ve mühim olan şeyleri öğreterek seni ikaz eder. Eğer bozulursa sana değersiz şeyler söyler ve senin doğru yolu bulmanı ve saadetini engeller”“Şimdi ve gelecekte ricalin/erlerin en üstünü; ihtiyacını, hacetleri yerine getiren Allah’a arz ettiği vakit cevabını alan kimselerdir. Bunlardan bir kısmı cevabını ilham şeklinde bir kısmı da özel olarak alır. Bir kısmı ise müşahade ettikleri, gördükleri şeyden asıl maksadın ne olduğunu anlarlar; böyle bir sırra sahip olana ne mutlu!”“Halk ile edep üzere ol! Halk ile edep Hak ile edeptir. Az bir edep, çok ilimden ve amelden hayırlıdır”“Kalbin cemali korku, aklın cemali fikir, ruhun cemali şükür, lisanın cemali sükut, yüzün cemali ibadet, tenin güzelliği vesveseyi terk, gönlün cemali hasedi terk, nefsin cemali ona muhalefet, sırrın cemali sabır, halin cemali istikamet, seyrin cemali teslim, hizmetin cemali edep, sözün cemali doğruluk, yolun cemali şeriate uygunluk, hepsinin cemali de tevfik-i İlahiAllah’ın başarıya erdirmesi’dir”“Cefakar/eziyet verici olma, vefalı ol! Horluk ve hakirlik ve mahzunluk ve tevazu elbisesini çıkarma! Nefsini ve isteklerini yenmeye ve dünyayı kalbinden çıkarmaya çalış! Mevki sahibi ve baş olma hevesinde olma!”“Kim ki kendisi ile istikamet üzere olursa, başkası da onunla doğru olur. Değnek eğri olursa, gölgesi nasıl doğru olur?”“Tasavvuf yolunda sonradan gelenler öncekilere uyarlarsa, öncekiler onlara yardım eder. Eğer uymazlarsa, öncekiler onların başına karanlığı sararlar”“Bizim yolumuz üç şey üzerine kurulmuştur; Verilmeyeni istememek, verileni ve isteyeni reddetmemek, biriktirmemektir” Seyyid Ahmed er-Rifai’yi fakire tanıtan “Derviş Baba”m başta olmak üzere cümlesinin bizlerden hoşnut olmaklığı dileklerimle himmetlerinin de üzerimizde olmasını Cenab-ı Hakk’tan niyaz, sizlere de selam ederim efendilerim. Aşk olsun! İçinden geçmekte olduğumuz Ramazan-ı Şerif sağlık, afiyetle birlikte günahlarımızın affına, kusurlarımızın setrine, hayırlara vesile olsun inşa’Allah! HuMusa Dede / GÖLGENİN HAKİKATİ
Seyyid Ahmed Er - Rufai Hazretleri Hayatı Eserleri Hayat b. Kays el-Harranî H. 501/M. 1105 yılında Harran’da dünyaya geldi. Hayat b. Kays çocukluğundan itibaren o zaman Harran’da bulunan medreselere devam ederek büyük hocalardan dersler almıştır. Özellikle Büyük şeyh Ebu Abdullah el-Bevvarî’nin Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Yıl 18, Sayı 30, Temmuz–Aralık 2013 85 Harran’da kurmuş olduğu zaviyeye devam ederek ilim ve tasavvuf bilgileri alarak kendisini yetiştirmiştir. Şeyh Hayat sadece ilim öğrenmekle kalmamış ilmi ile amel eden evliyanın büyüklerinden ve ariflerin en ile gelenlerinden biri olmuştur. Elimizde çok az bir kısmı bulunan hikmetli sözlerine baktığımızda İslami zühd felsefesine vakıf bir alim ve zahid olduğu anlaşılmaktadır. Şeyh Hayat’ın yaşadığı dönemde İslam coğrafyası hem siyasi hem de kültürel yönden büyük bir parçalanma dönemi içinde idi. Büyük Selçuklu Devleti’nin parçalanmasından sonra ortaya çıkan Atabeyler emirlikleri zamanında Şiî-Batınî hareketler artmış ve İslam siyasi birliğini tehdit eder hale gelmişti. İslam alemindeki bu siyasi ve kültürel bölünmüşlüğü fırsat bilen o zamanın Avrupa devletleri Haçlı seferlerini başlatarak Anadolu ve Suriye coğrafyasının bir kısmını Müslümanlardan almayı başarmıştı. Ancak Zengi Emirleri ve daha sonra Selahattin Eyyubi gibi büyük sultanlar İslam siyasi birliğini sağlamaya çalışarak Haçlılara karşı cihad’ın bayraktarlığını yapmaya gayret etmişlerdir. İşte böyle buhranlı bir dönemde yaşayan Şeyh Hayat b. Kays bulunduğu çevrede toplumun önemli bir dini rehberi olmuştur. Hem halkın hem de o dönemin idarecileri için sıkıntılı zamanlarda himmetine başvurulan önemli bir mürşid olmuştur. Şeyh Hayat, hayatını bir abid ve zahid olarak geçirmiş iyi halleri yumuşak huyu ve cömertliğiyle çevresindeki insanların manevi önderi olmuştur. Göstermiş olduğu kerametleriyle büyük bir şeyh ve veli olduğunu da ispatlamıştır. Şeyh Hayat talebe de yetiştirmiştir. Şeyh bölgedeki halk üzerinde çok büyük bir manevi etkisi olmuş hatta dönemin Hıristiyanlara karşı cihad eden Müslüman komutan ve liderler onun himmet ve dualarını almaya çalışmışlardır. Şeyh Hayat ehli tasavvufun önemli şahsiyetleri tarafından da takdir edilmiş ve Büyük Şeyh Ahmed er-Rifaî tarafından hırka giydirilmiştir. Bazı alimler tarafından hayatta tasarruf salahiyetine sahipdört büyük şeyhten biri sayılmıştır. Şeyh Hayat 80 yaşında iken yılında Harran’da vefat etmiştir. Seyyid Ahmed Er Rufai Eserleri *el-Hikemü’r-Rifâʿiyye. * el-Burhânü’l-müeyyed. *el-Mecâlisü’s-seniyye. *Erbaʿûne hadîsen. *Hâletü ehli’l-hakıka maʿallah. *en-Nizâmü’l-hâs li-ehli’l-ihtisas. * el-Eşʿâr. * el-Ahzâb ve’l-evrâd. *Bu eserlerden başka, Muhammed Siraceddin er-Rifai ö. 885/1480 bazı sözlerini Rahiku’l-kevser min kelami’l-gavs er-Rifaʿi el-ekber Beyrut 1887, Ebü’l-Hüda es-Sayyadi ise bazı söz ve meclislerini el-Fecrü’l-münir İstanbul 1300 ve Kitabü Külliyyati’l-Ahmediyye Kahire 1316 adlı eserlerde bir araya toplamışlardır. Son düzenleme 12 Ocak 2019
seyyid ahmed er rufai kerametleri